Lütfen demesini, Özür dilemesini, Rıcada bulunmasını ve teşekkür etmesini bilmeyen insandan ne beklersin ki..
Bu nezaket kurallarından yoksun bir insanla iletişim kurmak, bazen fırtınalı bir denizde dümensiz kalmak gibidir. "Lütfen", "özür dilerim" veya "teşekkür ederim" gibi kelimeler sadece birer sözcük değil; toplumsal hayatın,
saygının ve empatinin çimentosudur.
Bu temel nezaket adımlarını bilmeyen kişilerle karşılaştığınızda hissettiklerinizi anlamak mümkün.
"Lütfen" demeyen biri, genellikle başkasının zamanını veya emeğini kendi hakkıymış gibi görür.
Bu, kişisel sınırların ihlal edilmesine yol açar.
"Özür dilerim" diyememek, egonun gelişimin önüne geçmesidir. Hatayı kabul etmeyen biriyle sağlıklı bir çözüm yolu bulmak imkansızlaşır.
"Teşekkür ederim" demek, karşıdaki insanın varlığını ve çabasını takdir etmektir. Bu eksik olduğunda, kendinizi "kullanılmış" hissetmeniz çok doğaldır.
Eğer hayatınızda bu tarz biri varsa, kendi huzurunuzu korumak için şu yaklaşımları deneyebilirsiniz:
Bu davranışlar bir karakter meselesidir. Sürekli öğretmeye çalışmak sizi yorabilir. Eğer mümkünse, duygusal yatırımınızı azaltın.
"O yapmıyor, ben de yapmayayım" demek sizi de onun seviyesine çeker. Kendi nezaket standartlarınızı koruyun ama sınırlarınızı net çizin.
Bazen insanlar bu şekilde yetiştirilmemiştir. "Bana bu şekilde hitap etmen kendimi değersiz hissettiriyor" diyerek duygularınızı dile getirin.
Bir insanın nezaketi, karşısındakinden çok kendi iç dünyasının bir yansımasıdır. Teşekkür etmeyi bilmeyen biri, aslında kendi içindeki eksikliği dışarı vuruyordur.
Nezaket, aslında bir insanın iç dünyasının dışarıya sızan "vitrini" gibidir.
Bu kelimeler sadece birer "ses dizimi" değil, bir insanın karakterindeki olgunluk seviyesini ve başkasına duyduğu saygının derecesini gösteren turnusol kağıtlarıdır.
Lütfen demeyen biri, başkasının emeğini kendi hakkıymış gibi görür.
Bu, nezaketsizliğin sadece bir davranış sorunu değil, aslında bir "hak görme" ve narsisizm problemi olduğunun belirtisidir .
Bu durumla başa çıkarken ekleyebileceğim birkaç küçük nokta daha var:
Beklentiyi yönetmek
bu tür insanlardan nezaket beklemek, maalesef çoğu zaman hayal kırıklığıyla sonuçlanır. Bu nedenle mesafe koymak en sağlıklısıdır.
Onları "oldukları gibi" (yani nezaket yoksunu olarak) kabul edip, onlardan gelecek bir teşekkürü beklemeyi bıraktığımızda, üzerimizdeki duygusal yük hafifler.
Ayna" Olmak Yerine "Örnek" Kalmak...
Bazen nezaketsiz birine karşı çok nazik davranmak, onun kaba tavrını daha görünür kılar.
Siz "Teşekkür ederim" dediğinizde onun suskunluğu havada asılı kalır.
Bu sessizlik, aslında onun kendi ayıbıyla baş başa kalmasıdır.
Birine "teşekkür etmeyi" veya "özür dilemeyi" öğretmek sizin göreviniz değil. Bu, çocuklukta tamamlanması gereken bir gelişim aşamasıdır.
Yetişkin birine temel görgü kurallarını öğretmeye çalışmak, rüzgara karşı konuşmak gibidir;
sadece sizi yorar.
Nezaketi bir "çimento" olarak gören insanların varlığı, toplumsal bağların tamamen kopmamasını sağlıyor. Nezaketinizden ödün vermemeniz, aslında kendinize olan saygınızın bir göstergesidir.
İyi seneler dilerim..
Saygılarımla
€rol BULDAK Hamburg