Linnemann, yaptığı açıklamada, “Saldırganlar birkaç gün içinde sonuçlanacak hızlı mahkeme kararlarıyla karşılaşmalı. Kurtarma ekiplerine saldıran birisi, her türlü saygıyı yitirmiştir” dedi. Yargı sürecindeki hızın, cezaların ağırlaştırılmasından daha önemli olduğuna dikkat çeken CDU’lu siyasetçi, Almanya’da hızlandırılmış yargılama usullerinin daha yaygın bir şekilde uygulanması gerektiğini ifade etti.
Polis Sendikası ve Sosyal Kuruluşlardan Tepkiler
Polis Sendikası GdP’nin Federal Başkanı Andreas Roßkopf da benzer bir çağrıda bulunarak, yılbaşı gecesi gözaltına alınan yüzlerce kişi için “hızlı ve kararlı yargılama” istedi. Roßkopf, “Hayatını riske atan meslektaşlarımız bunu bekliyor. Konu artık sadece havai fişek değil, hukuk devletimize yönelik ağır saldırılardır” şeklinde konuştu.
Alman Kızılhaçı (DRK) Başkanı Hermann Gröhe ise, özellikle yılbaşı gecelerinde artan şiddetin toplumsal vahşileşmenin ürkütücü bir göstergesi olduğunu belirtti. Gröhe, Federal Adalet Bakanı Stefanie Hubig tarafından sunulan, müdahale ve kurtarma ekiplerine yönelik saldırılara daha ağır cezalar öngören yasa taslağını memnuniyetle karşıladığını söyledi.
Alkol ve Havai Fişek Tartışması
Yılbaşı gecesinde yaşanan şiddet olayları, alkol ve havai fişek kullanımına ilişkin yeni tartışmaları da beraberinde getirdi. İşçi Samaritler Birliği Federal Başkanı Knut Fleckenstein, kutlamalarda alkol yasağı önerisini gündeme getirdi. Fleckenstein, “Havai fişek atanların alkol tüketmemesi gerekir. Hassas bölgelerde yerel havai fişek yasaklarına kadar gidilebilir” şeklinde konuştu.
Fleckenstein, yılbaşı gecesi yaşanan olayların yüksek müdahale sayıları, çok sayıda yaralı ve tekrar eden saldırılarla dikkat çektiğini belirterek, “Piroteknik ürünlerin kötüye kullanımının sınırlandırılması şart” dedi.
Sonuç Olarak
Almanya’daki yılbaşı gecesi saldırıları, sadece güvenlik güçleri ve acil yardım ekiplerini hedef almakla kalmayıp, toplumun bazı kesimlerinde yaşanan vahşileşmenin de bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Bu tür olayların, hızla sonuçlanan yargı süreçleri ve toplumsal önlemlerle önlenmesi gerektiği konusunda geniş bir toplumsal konsensüs oluşmuş durumda.




