Farklı siyasi görüşlerden yapılan açıklamalarda; demokrasi, hukuk sistemi, toplumsal kutuplaşma, ekonomik kriz, ifade özgürlüğü ve Türkiye’nin siyasal geleceği üzerine dikkat çekici değerlendirmeler yapıldı.
Siyaset bilimci Dr. Bülent Güven, CHP içerisinde özellikle Alevi kökenli vatandaşların dışlandığı yönünde ciddi bir kaygı oluştuğunu savunurken; Cumhuriyet Halk Partisi Kuzey Almanya Başkanı Hulusi Işıtan, parti binalarına yönelik polis müdahaleleri ve gaz kullanımı iddialarını sert sözlerle eleştirdi. Yeniden Refah Partisi Bölge Başkanı Süleyman Altınova ise yaşanan süreci Türkiye’de yıllardır devam eden büyük siyasi projeler ve küresel dönüşümler çerçevesinde değerlendirdi.
Türkische Gemeinde in Hamburg und Umgebung e.V. (TGH) Başkanı Murat Kaplan, demokratik haklar, hukuk devleti ve ifade özgürlüğü vurgusu yaparken; Hamburg Sivaslılar Derneği Başkanı Ruhi Özer ise Türkiye’de giderek ağırlaşan ekonomik tablo ve toplumsal huzursuzluğa dikkat çekti.
2023 Milletvekili seçim sonuçları da Almanya’daki Türk toplumunun siyasal eğilimlerini ortaya koyması açısından dikkat çekiyor. Yurt dışı genelinde Adalet ve Kalkınma Partisi yüzde 44,44 oy oranıyla ilk sırada yer alırken, Cumhuriyet Halk Partisi yüzde 23,57, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi ise yüzde 9,91 oy aldı. Almanya genelinde ise AK Parti yaklaşık yüzde 46,3 oy oranıyla birinci parti olurken, CHP yüzde 21,9, Yeşil Sol Parti ise yüzde 11,8 seviyesinde kaldı. Hamburg Başkonsolosluğu bölgesinde de benzer bir tablo ortaya çıktı; AK Parti yüzde 46,29, CHP yüzde 21,93, Yeşil Sol Parti ise yüzde 11,84 oy aldı.
Bu tablo, Almanya’daki Türk toplumunun Türkiye’deki gelişmeleri yalnızca uzaktan takip etmediğini, aynı zamanda siyasal olarak güçlü biçimde pozisyon aldığını da ortaya koyuyor.

Hulusi Işıtan: “Parti binalarına yönelik müdahaleler demokrasi açısından kabul edilemez”
Cumhuriyet Halk Partisi Kuzey Almanya Başkanı Hulusi Işıtan, yaşanan sürecin yalnızca CHP’ye değil, Türk demokrasisine yönelik bir baskı süreci olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Işıtan, Genel Başkan Özgür Özel’in yanında olduklarını vurgulayarak, parti genel merkezine yönelik müdahaleleri sert sözlerle eleştirdi. CHP genel merkezinin Türkiye’yi yönetmeye aday kadroların bulunduğu bir siyasi merkez olduğunu ifade eden Işıtan, bu yapıya yönelik sert polis müdahalelerinin ve parti binalarına yönelik uygulamaların demokratik açıdan ciddi soru işaretleri oluşturduğunu dile getirdi.
Özellikle parti binasına yönelik müdahalelerde gaz kullanılması ve güvenlik güçlerinin sert yöntemlerle hareket ettiğine yönelik iddiaları eleştiren Işıtan, demokratik siyasetin baskı yöntemleriyle değil hukuk, seçim ve halk iradesi üzerinden yürütülmesi gerektiğini söyledi.

Avrupa’daki CHP birliklerinin ortak tavır aldığını ifade eden Işıtan, Türkiye’deki 81 il başkanının büyük bölümünün de mevcut yönetime destek verdiğini belirtti. Sürecin henüz çok yeni olduğunu ifade eden Hulusi Işıtan, gelişmeleri yakından takip ettiklerini ve Almanya’da protesto mitingleri düzenleyeceklerini açıklayarak vatandaşları demokratik tepki göstermeye davet etti.

Süleyman Altınova: “Türkiye’de yaşananlar daha büyük siyasi projelerden bağımsız değil”
Yeniden Refah Partisi Bölge Başkanı Süleyman Altınova ise yazılı açıklamasında Türkiye’de son yıllarda yaşanan siyasi gelişmelerin birbirinden bağımsız okunamayacağını savundu.
Altınova, Refah Partisi ve Fazilet Partisi’nin kapatılmasıyla başlayan süreçten sonra AK Parti’nin kurulması, CHP’de yaşanan lider değişimleri, MHP içerisindeki ayrışmalar ve İYİ Parti’nin ortaya çıkışı gibi gelişmelerin aynı siyasal dönüşüm zincirinin parçaları olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
CHP’de yaşanan mevcut sürecin de yalnızca parti içi bir kriz olmadığını öne süren Altınova, Türkiye’nin küresel ölçekte çeşitli siyasi projelerin merkezinde bulunduğunu savundu. Özellikle Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) tartışmalarına dikkat çeken Altınova, Türkiye’deki siyasi dengelerin yeniden şekillendirilmeye çalışıldığını iddia etti.
Altınova, güçlü bir iktidar ve zayıf bir muhalefet yapısının oluşturulmasının tesadüfi olmadığını savunarak, ekonomik sıkıntılar yaşayan toplumların daha kolay yönlendirilebilir hale geldiğini ileri sürdü. CHP’de yaşanan gelişmelerin de bu geniş siyasi dönüşümün bir parçası olarak okunabileceğini ifade eden Altınova, ilerleyen süreçte farklı siyasi alanlarda da yeni operasyonların yaşanabileceğini öne sürdü.
Türkiye’nin güçlü demokrasi, güçlü ekonomi ve güçlü toplumsal birlikten uzaklaştırılmaya çalışıldığını savunan Altınova, yaşanan gelişmelerin uzun vadeli değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Murat Kaplan: “Demokratik haklar ve toplumsal huzur korunmalı”
Türkische Gemeinde in Hamburg und Umgebung e.V. (TGH) Başkanı Murat Kaplan ise Türkiye’de yaşanan gelişmelerin yalnızca Türkiye’yi değil, Avrupa’daki Türk toplumunu da doğrudan etkilediğini ifade etti.
Kaplan, demokratik süreçlerin sağlıklı işlemesinin hem Türkiye’deki toplumsal huzur hem de yurtdışındaki Türk toplumunun demokrasiye olan güveni açısından önemli olduğunu belirtti. Özellikle ifade özgürlüğü, hukuk devleti ilkesi ve demokratik protesto hakkının korunması gerektiğini söyleyen Kaplan, vatandaşların düşüncelerini özgür biçimde ifade edebilmesinin demokratik sistemlerin temel unsurlarından biri olduğunu dile getirdi.
TGH’nin daha önce benzer süreçlerde de demokratik ilkeler doğrultusunda açıklamalar yaptığını belirten Kaplan, mevcut süreçte de aynı noktada olduklarını ifade etti. Toplumsal kutuplaşmayı artıracak adımlardan kaçınılması gerektiğini söyleyen Kaplan, demokratik hukuk devletinin korunmasının yalnızca Türkiye açısından değil, Avrupa’daki Türk toplumu açısından da büyük önem taşıdığını kaydetti.
Kaplan ayrıca gösteri ve protesto hakkının demokratik toplumların vazgeçilmez unsurlarından biri olduğunu belirterek, vatandaşların düşüncelerini barışçıl biçimde dile getirebilmesinin güvence altında olması gerektiğini ifade etti.

Ruhi Özer: “Toplumun bir kesimi geçim derdiyle ayakta kalmaya çalışıyor”
Hamburg Sivaslılar Derneği Başkanı Ruhi Özer ise Türkiye’de yaşanan siyasi tartışmaların toplumsal huzuru ciddi biçimde etkilediğini söyledi.
Kendisinin CHP seçmeni olmadığını ifade eden Özer, buna rağmen geçmişte Türkiye’de demokratik yapının zarar görmemesi adına Kemal Kılıçdaroğlu’na destek verdiğini belirtti. Türkiye’de ekonomik sıkıntıların giderek ağırlaştığını ifade eden Özer, toplumun bir kesiminin ciddi geçim sıkıntısı yaşarken diğer kesimin refah içerisinde yaşamasının toplumsal adalet duygusunu zedelediğini söyledi.
Türkiye’de artık insanların temel gündeminin geçim sıkıntısı olduğunu ifade eden Özer, bazı insanların çöpten yiyecek toplamak zorunda kaldığını, buna karşın başka bir kesimin çok yüksek refah içerisinde yaşadığını dile getirdi.
Özer ayrıca, seçilmiş yöneticilerin yerine dış müdahalelerle süreç yürütülmesini doğru bulmadığını ifade ederek, kayyum benzeri uygulamaların demokratik açıdan toplumsal güveni zedelediğini söyledi. Türkiye’de toplumsal huzurun giderek bozulduğunu belirten Özer, ülkenin daha sakin ve demokratik bir siyasi iklime ihtiyaç duyduğunu ifade etti.

Dr. Bülent Güven: “CHP içerisinde Alevi vatandaşların dışlandığı yönünde ciddi bir kaygı oluştu”
Siyaset bilimci Dr. Bülent Güven ise yaptığı kapsamlı değerlendirmede, CHP’de yaşanan sürecin yalnızca siyasi değil, aynı zamanda derin toplumsal ve sosyolojik sonuçlar taşıyan bir kırılma olduğunu söyledi.
Güven’e göre yaşananları yalnızca AK Parti’nin CHP’ye yönelik bir müdahalesi olarak değerlendirmek eksik bir yaklaşım olur. Çünkü sürecin merkezinde doğrudan CHP içerisindeki iç çatışmalar, şikayetler ve parti içi hesaplaşmalar bulunuyor. Özellikle eski CHP’li belediye başkanlarının ve parti içerisindeki bazı isimlerin savcılığa verdikleri ifadelerin önemli olduğunu belirten Güven, bunun parti içerisindeki ciddi kırılmayı ortaya koyduğunu ifade etti.
Dr. Güven, Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlıktan ayrılması ve Ekrem İmamoğlu’nun desteğiyle Özgür Özel’in genel başkan seçilmesinden sonra CHP içerisinde uzun yıllardır etkili olan bazı toplumsal kesimlerde dışlanmışlık hissinin oluştuğunu savundu.
Özellikle Alevi kökenli CHP’liler arasında bu kaygının ciddi şekilde hissedildiğini belirten Güven, geçmiş dönemlerde CHP içerisinde önemli görevler üstlenen, belediye başkanlıkları, milletvekillikleri ve parti yönetimlerinde etkin olan bazı Alevi kökenli isimlerin yeni dönemde sistem dışına itildikleri yönünde bir algının oluştuğunu söyledi.
Bu durumun yalnızca bireysel bir rahatsızlık olmadığını ifade eden Güven, İstanbul başta olmak üzere bazı belediye adaylık süreçlerinde de benzer tartışmaların yaşandığını savundu. Özellikle Maltepe gibi ilçelerde aday belirleme süreçlerinin bu tartışmaları daha görünür hale getirdiğini dile getiren Güven, CHP içerisindeki mevcut gerilimin aynı zamanda sosyolojik bir kimlik tartışmasına dönüştüğünü ifade etti.
Dr. Güven, sosyal medya, YouTube yayınları ve CHP tabanındaki tartışmaların da bu algıyı güçlendirdiğini belirterek, eğer gerçekten Alevi vatandaşlarda sistematik biçimde dışlandıkları yönünde bir kanaat oluşuyorsa bunun demokratik açıdan son derece yanlış ve tehlikeli bir durum olduğunu söyledi.
Güven ayrıca, yaşanan sürecin günlük siyasi polemiklerin ötesinde okunması gerektiğini belirterek, Türkiye’de siyasi partilerin yalnızca siyasi değil aynı zamanda toplumsal temsil alanları olduğuna dikkat çekti. CHP içerisindeki mevcut tartışmaların uzun vadede Türkiye’deki toplumsal dengeleri de etkileyebileceğini ifade eden Güven, özellikle kimlik ve aidiyet eksenli tartışmaların daha dikkatli yönetilmesi gerektiğini söyledi.
Hamburg’dan yapılan açıklamalarda ortak nokta ise Türkiye’de yaşanan gelişmelerin artık yalnızca bir parti içi mesele olarak görülmediği yönündeydi. Yapılan değerlendirmelerde demokrasi, hukuk sistemi, ekonomik kriz, toplumsal kutuplaşma, siyasal temsil ve toplumsal aidiyet tartışmalarının önümüzdeki süreçte Türkiye gündemini belirlemeye devam edeceği ifade edildi.




