İleri yaşı ve ağır sağlık sorunları nedeniyle uzun süredir tahliye talep edilen Sebrî, doktor raporları ve kamuoyundaki tepkiler üzerine serbest bırakıldı. Ancak tahliye, tam anlamıyla özgürlük getirmedi. Sebrî, cezasının kalanını Yüksekova’daki evinde “ev hapsi” şartıyla geçirmek zorunda.
8 Yıl 9 Ay Hapis Cezası
Sebrî’ye yöneltilen suçlamalar yalnızca Kürtçe hutbe ile sınırlı değil. Din alimi, “KCK Yüksekova dosyası” kapsamında toplam 8 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırılmış durumda.
“Bir Dilin Yasaklanması, Bir Halkın Nefesinin Kesilmesidir”
Sebrî’nin avukatları ve insan hakları savunucuları davayı, “Kürtçe’ye ve dini özgürlüklere yönelik siyasi bir müdahale” olarak nitelendiriyor. Kürtçe’nin milyonlarca insanın anadili olmasına rağmen kamusal alanda hâlâ baskı altında olduğuna dikkat çekiliyor.
Tahliyenin ardından birçok sivil toplum örgütü de açıklama yaparak, “Kürtçe hutbe okuduğu için verilen ceza, inanç özgürlüğüne ve kültürel haklara doğrudan saldırıdır” ifadelerini kullandı.
“Bir Yılını Zindanda Geçirdi”
86 yaşındaki Sebrî, bir yıldan fazla süre cezaevinde kaldı. Sağlık sorunları nedeniyle tedaviye erişimde büyük güçlükler yaşarken, ailesi ve yakın çevresi onun yaşamından endişe duydu.
Geç gelen tahliye, insani bir zorunluluk olarak görülse de, “Kürtçe konuşmanın suç gibi gösterilmesi” Türkiye içinde ve uluslararası kamuoyunda tepkilere yol açmaya devam ediyor.