manset

Gurbetçilerden yükselen telefon harcına tepki!

HAMBURG

Türkiye’ye beraberinde götürülen telefon kayıt harcının yükseltilmesi ile ilgili yeni yürürlüğe giren karar hakkında Hamburg’da yaşayan bazı kişilerden düşüncelerini aldık. Düşünceler çerçevesinde gurbetçiler harcın yükselmesine tepki gösterdi.

Hamburg Manşet

Yurt dışından Türkiye’ye giderken götürülen telefonlar bazen akrabalara hediye ediliyor, bazen de kişiler özel kullanıyorlar. Bu durumda hangi süre içinde telefonlar kaydedilmesi gerekiyor ve harç miktarı ne kadar oldu?

Yurtdışından Türkiye’ye beraberinde getirilen telefonlar 120 gün kayıt yaptırmadan kullanılabilmektedir. Cihazın 120 gün içinde kaydedilmemesi durumunda iletişime kapatılmaktadır.

Eğer akraba veya yakınlarınız telefonu kullanacaksa, yurt dışından getiren kişinin pasaportuna kayıt işlemi yapılır. Pasaporta kayıt hakkı iki senede bir şeklinde uygulanmaktadır. İşte bu kayıt ücreti yeni bir kararla 20 bin liraya çıkmıştır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın aldığı kararla yurt dışından Türkiye’ye beraberinde getirilen cep telefonu kayıt harç ücretlerinin 6 bin 90 liradan 20 bin lira olarak 8.07.2023 tarihinden itibaren yürürlüğe girmesi konusunda Hamburg’da yaşayan bazı kişilerin düşüncelerini aldık.

Bazı kişilerden aldığımız düşünceler şu şekilde:

Hamburg ve Çevresi Türk Toplumu (TGH) Başkanı Murat Kaplan:

Tek kelime ile: Avrupa'dan Telefon getirmeyin.

CHP Hamburg Birliği 2. Başkanı Zeynep Arslan:

Telefon için kısaca kabul edilebilir bir zam değil. Ama Avrupa’da sadece oy veren vatandaş gözüyle görülen gurbetçiler tepki vermediği sürece bu zamlar hepimizi etkilemeye devam edecek. Bugün telefonla başlar artık getirilen her hediyeye kadar uzanabilir. Ülkem ve Vatandaşlar adına üzgünüm ...

Post Gazetesi Kuzey Almanya Sorumlusu Erdal Altuntaş:

Bu tamamen yanlış bir karar. Yurtdışındaki vatandaşlara bir taraftan askerlik ücreti, pasaport ücretleri, diğer taraftan uçak bilet ücretlerinin pahalı olması ve şimdi de cep telefonlarına yedi kat birden zam yapılması çok hoş değil.

Seçim öncesi verilen vaatlerde anlatılanlarla, seçim sonrası yapılan uygulamalar buradaki vatandaşları da zora sokuyor.

İktidar böyle bir karar alırken yurtdışındaki temsilcileri olan büyükelçiliklerin, konsoloslukların fikrini alarak ve yurtdışını temsilen mescide gönderilen vekillerin fikrini alarak fiyatları belirlemeli.

Euro artışıyla kıyaslama yapılarak böyle zamlar yapılmasını çok yanlış buluyorum.

Ayfa Hairstyling işletmecisi Ayfer Orhan:

“SORUNUMUZ DAHA ÇOK EURO’NUN 30 LİRAYA YAKLAŞMASI VE PAHALILIKTIR”

Kayıt durumu önceden de vardı şimdi de var. Olay fiyatın yüksek olması. Parası pulu olanları ilgilendiren bir konu değil. Sorunumuz daha çok euronun 30 liraya yaklaşması ve pahalılıktır. İnsanlar eti yiyemiyorlar orada. Telefona verilen 20 bin lira ne ki?

Bu sorun buradaki yaşayan ve oradaki hediye ettiğimiz insanların sorunu. Kim götürmüşse, orada bırakanlar için onun üzerine kayıt yapılacak. Kullanma süresi dolduktan sonra telefon kullanılamıyor, kullanmak için yeniden açılması lazım. Bu durum eski-yeni fark etmez, tüm telefonlar için geçerli.

Hamburg Türk Basın Birliği Başkanı Mehmet Atak:

İŞARET FİŞEĞİ

Yurt dışından Türkiye'ye götürülen Cep telefonları için yüzde 232 oranında zamlı kayıt ücreti alınması kararı şok etkisi yaratan 700 Euro'luk bu uygulama ile, gurbetçilerimizin de geçmiş yıllarda olduğu gibi eşine dostuna hediye etmek veya şahsen tatilde kullanmak üzere ikinci bir telefon açtırmak da artık iyice zorlaşmış bulunuyor.

Deprem felaketi ile, seçimler vesilesiyle de Türkiye'de yaşayanlar için son 20 yılda benzeri görülmemiş derecede sunulan yoğun çaptaki mali imkanlar ve Türk lirasının durmadan artan Dolar ve Euro karşında değer kaybetmesi gibi nedenlerle telefon örneğinde olduğu gibi bazı radikal kararlar alınması şaşırtıcı değildir. Bu zamların Konsolosluk işlemlerine ve Emeklilik Prim ücretlerine de yansıtılmaması temennimizdir.

KEMAL DERVİŞ, MEHMET ŞİMŞEK ve HAFİZE GAYE ERKAN

2001 yılında Türkiye'deki Ekonomik Kriz karşısında Başbakan Bülent Ecevit'in kurtarıcı olarak ABD'den Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı ve Hazine Müsteşarı getirdiği "Süper Bakan" lakaplı Kemal Derviş'in Finans Sistemi'ni radikal kararlarla yeniden yapılandırarak, kemer sıkma yoluyla ülkeye nefes aldırması ve sonrasında AKP'nin iktidara gelmesi hafızalardadır.

Son seçimlerden sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, 22 yıl öncesindeki Kemal Derviş modelini hayata geçirmek üzere, Erdoğan, Ahmet Davutoğlu ve Binali Yıldırım'ın Başbakanlık dönemlerindeki hükümetlerde önemli görevler üstlenmiş olan ve 2013 yılında “Avrupa'da Yılın Maliye Bakanı" seçilen Mehmet Şimşek'i Hazine ve Maliye Bakanı olarak ataması… Boğaziçi Üniversitesi mezunu, "ABD'nin En Genç Finans Profesörü" seçilen Ekonomist ve Makine Mühendisi Hafize Gaye Erkan'ı bu kritik dönemde Merkez Bankası Başkanlığı'na getirmesi dikkate alınmalıdır.

Kısacası, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Mehmet Şimşek ve Hafize Gaye Erkan üçlüsünün iş başında olduğu Türkiye'de, 20 bin TL telefon kayıt ücreti ile "işaret fişeği" fırlatılmıştır. Beklentimiz, bir dönemler Gıda ürünleri ile kendi kendini besleyen ilk 7 ülkeden biri olan Türkiye'nin, özellikle Tarım ve Hayvancılık projeleriyle birlikte eski günlere dönmesidir.

Erbakan Vakfı Hamburg sorumlusu Süleyman Altınova:

YURT DIŞINDA YAŞAYANLAR PARA GETİREN BİR META OLARAK GÖRÜLMÜŞ

Yurt dışında yaşayan Türk toplulukları her zaman para getiren bir meta olarak görülmüş. Her zaman ekonomik krizde para gönderin, bankalara Euro yatırın gibi açıklama yapılmış. Bunun birçok örnekleri var, örneğin 2001 krizi. Daha öncesinde rahmetli Turgut Özal’ın döneminde meydana gelen ekonomik krizler de o zamanın deyimi ile kemer sıkma politikalarıydı. Avrupa’daki Türklere yönelik bir sürü açıklamalarla yurda döviz girmesi için bir süre tedbirler

alınmış.

FATURA VATANDAŞA KESİLİYOR

Yani yurtdışında yaşayanların sorunlarına çözüm değil de Türkiye’nin sorunlarını yurt dışındaki insanların çözüm olması hep ön plana alınmış. Bu seçim dönemi yaklaştığında yurtdışındaki insanların oy vermesinden dolayı, örneğin arabanın iki sene Türkiye’de durabilmesi gibi kolaylıklar sağlanmıştı. Ama işte en son bariz örnek mevcut ekonomik krizde her zaman fatura yurt dışındaki insanlara kesilmeye başlıyor. Tabi bunun yurt içinde de mağdur milyonlarca insanları var, vatandaşa kesiliyor fatura.

 Bir yönden de anlayışla karşılamamız gerekiyor ki ülkede ekonomik bir kriz var. Ona yardımcı olmamız, elimizi taşın altına koymamız lazım ama bu karşılıklı olmalı. Toplumun bütün kesimleri elini taşın altına koymalı. Bunu yaparken herkes kendi ölçüsünde koymalı. Askeri ücretle çalışanla, dünya zenginler listesine girenin oranı aynı olmamalı.

KAMU ARAÇLARI SATILARAK HAZİNEYE PARA GİRİŞİ YAPILABİLİR

Ülke yönetiminde günümüze bakıyoruz, kamuda milyonlarca araç var. Kamu yöneticilerinin hizmetinde, lüks içindeler. Eğer hükümet ekonomide hazineye direk para bulmak icap ediyorsa ki öyle, kamudaki aracın üçte birini satsa, direk hazineye giriş yapsalar çok daha çabuk, çok daha etkin önlem olabilirdi. Buna benzer vatandaşı etkilemeden sıcak para bulunabilir.

LÜKS İÇİNDE YAŞAYANLAR HİÇBİR ZAMAN TAVİZ VERMEMİŞ

Her krizde vatandaş, küçük esnaflar, zor durumda kalmış ama zenginler, siyasiler, bürokratlar lüks içinde yaşayanlar hiçbir zaman taviz vermemişler. Bu krizde kamudakiler de biraz etkilenmeli; her zaman vatandaşa değil de biraz da yöneticilere fatura kesilmeli. Herkese eşit şekilde davranılmalı, yani adil düzen sağlanmalı. Adil düzen ve adalet sağlanmadan vatandaşın içindeki burukluk da geçmez. Her fırsatta bize kesilen fatura ortadan kaldırılmalı. Yönetici ülkeyi zarar ettirdiyse, onlar mevcut zararı karşılamalı icabında.

AVRUPA’DA YAŞAYAN İNSANLARA BAKIŞ AÇISI DÜZELMEDEN BU MANTIKLAR DÜZELMEZ

Bir önemli konu da Türkiye’deki insanlar Avrupa’daki insanları kolay para kazanan bireyler olarak görüyor. Bu bakış devlet kadrolarında da var. Bakıyoruz Türk hava yolları 200 Euro olan bileti izin sezonunda 700-800 Euroya çıkartıyor. Niçin böyle yapıyor? Çünkü vatandaş mecbur gidecek izine. Bunu yapmak açıkçası vurgun, vatandaşı sömürmek mantığı ile yapıyorlar. 6 bin liralık telefon kayıt ücretinin 20 bin TL’ye çıkması da aynı mantık diye düşünüyorum.

Bu mantık ve düzen düzelmeden, Avrupa’da yaşayan insanlara bakış açısı düzelmeden de bu mantıklar düzelmez. Zihniyetlerin düzelmesi lazım.

AVRUPADA’Kİ BASINA ÇOK İŞ DÜŞÜYOR

Bu durumda öncelikle Avrupa’daki basın mensuplarına çok iş düşüyor. Bunu sürekli gündeme getirmeniz lazım. Türkiye’ye gittiğimizde Almanyalı gözüyle bakılmamız lazım. Biz o toplumun bireyleriyiz, o toprakların insanlarıyız. Bunu kabul etmeleri, görmeleri, anlamaları lazım. Bunu ülke yönetimindeki de kabul etmesi lazım ki 6000 liralık ücreti 20.000 TL yapmasın.

Haber: Naciye ASLAN

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.