OLİMPİYAT Ve Referandum

Bugün ki (31 Mayıs) Olimpiyat referandumunda "HAYIR" oyu kullanacağım.. Dünya genelindeki mega spor organizasyonlarının ekonomik ve sosyal etkilerine dair yürütülen haklı tartışmalara ve verilere dayanıyor.

Olimpiyatların bütçe aşımları, yerel halka ve esnafa yansımayan vaatler ile sponsorların önceliklendirilmesi gibi haklı eleştirilerimiz dünya çapında birçok ekonomist ve sosyolog tarafından da paylaşılmaktadır.

​Demokratik bir süreçte görüşümüzü en etkili şekilde yansıtmak ve sesimizi duyurmak için yapabileceğimiz en temel adımlar şunlar olmalıdır.

​Sandığa Gidip Oyumuzu Kullanalım
​En öncelikli adım, bu konudaki net duruşumuzu sandığa yansıtmaktır. Hamburg'un geleceğini doğrudan etkileyecek bu oylamada irademizi resmi olarak kayda geçirmek en güçlü demokratik hakkımızdır.
​Çevremizi bilgilendirelim ve sandığa çağıralım
​Bizimle benzer kaygıları taşıyan ancak kararsız olan ya da sandığa gitmeyi düşünmeyen arkadaşlarımızı, komşularımızı, dostlarımızı oy kullanmaya teşvik edelim.
​Sivil Toplum ve İnisiyatiflerle dayanışma gösterelim.

​Hamburg'da olimpiyat planlarına karşı kampanya yürüten yerel inisiyatifler ve sivil toplum kuruluşları mevcuttur.
​Bu grupların sosyal medya paylaşımlarını destekleyebilir, seslerini daha geniş kitlelere ulaştırabiliriz.

​Unutmayın:
Kentlerin geleceğine dair kararlarda, bütçenin halkın temel ihtiyaçları (eğitim, sağlık, altyapı) yerine mega projelere harcanmasını eleştirmek son derece meşru bir yurttaşlık hakkıdır.
Yarın sandıkta bu hakkımızı kullanmamız en önemli adımdır.

Demokratik bir süreçte, bir kentin geleceğini etkileyecek bu denli büyük bir karar öncesinde görüşümüzü net, gerekçeli ve rasyonel argümanlarla ortaya koymamız şarttır.

​Dünya çapında yapılan araştırmalar, olimpiyat oyunlarının başlangıçta öngörülen bütçeleri ciddi oranda aşma eğiliminde olduğunu gösteriyor.
Oxford Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırma, 1960'tan bu yana olimpiyatların ortalama %172 oranında bütçe aşımı yaşadığını ortaya koymuştur.
​Büyük vaatlerle başlanan projeler, genellikle yerel halkın vergileriyle ödenen uzun vadeli borçlara dönüşebiliyor.
Örneğin, 2004 Atina Olimpiyatları'nın Yunanistan ekonomik krizindeki tetikleyici rolü hala tartışılmaktadır.
​"Beyaz Filler"
Organizasyon bittikten sonra kullanılmayan, ancak bakım maliyetleri kentin sırtına yük olan devasa stadyumlar ve tesisler (Rio ve Pekin örneklerinde olduğu gibi) yerel ekonomiye katkı sağlamaktan uzak kalabiliyor.
​Altyapı projeleri nedeniyle kentsel dönüşüme uğrayan bölgelerde kira fiyatlarının artması, düşük gelirli yerel halkın ve küçük esnafın yerinden edilmesine (Londra 2012 sürecinde de gözlemlendiği gibi) yol açabiliyor.
​Milyarlarca dolarlık bütçenin spor tesislerine yatırılması; eğitim, sağlık, uygun fiyatlı konut ve toplu taşıma gibi doğrudan halka dokunan temel kamu hizmetlerine ayrılacak bütçenin kısıtlanması anlamına geliyor.

Aslında Hamburg, bu konudaki bilinci yüksek bir kenttir. Hatırlanacağı üzere, 29 Kasım 2015'te Hamburg'da yapılan 2024 Yaz Olimpiyatları referandumunda da Hamburg halkı %51,6 oranında "HAYIR" oyu kullanarak olimpiyat adaylığını reddetmişti.
O dönemde de en büyük çekinceler maliyetler, bütçe disiplini ve kentin gerçek ihtiyaçlarıydı.
​Sıraladığımız 4 temel adım (Sandığa gitmek, çevreyi bilgilendirmek, sivil inisiyatiflerle dayanışma ve dijital görünürlük), demokratik hakların aktif kullanımı açısından harika bir rehber niteliğinde.
​Bir kentin geleceğine, o kentte yaşayanların karar vermesi demokrasinin en güzel örneğidir. Argümanlarımızı net verilerle savunarak sandığa gitmemiz ve bu bilinci yaymaya çalışmamız vatandaşlık görevimizin harika bir yansıması.
Yarınki oylamada irademizin sandığa güvenle yansımasını en içten dileklerimle temenni ederim.

Saygılarımla

Erol BULDAK

31 Mayıs 2026 Hamburg

-----------------------------------------------------------------

OLYMPIA UND DAS REFERENDUM

Beim heutigen Olympia-Referendum (31. Mai) werde ich mit „NEIN“ stimmen.

Diese Entscheidung basiert auf den berechtigten Diskussionen und zahlreichen Daten über die wirtschaftlichen und sozialen Auswirkungen von Mega-Sportveranstaltungen weltweit.

Kritikpunkte wie Kostenüberschreitungen bei Olympischen Spielen, nicht eingehaltene Versprechen gegenüber der lokalen Bevölkerung und dem Einzelhandel sowie die Bevorzugung von Sponsoren werden von vielen Ökonomen und Soziologen auf der ganzen Welt geteilt.

Um unsere Position in einem demokratischen Prozess wirksam zum Ausdruck zu bringen und unserer Stimme Gehör zu verschaffen, sollten wir folgende grundlegende Schritte unternehmen:

Gehen wir zur Wahl und geben wir unsere Stimme ab

Der wichtigste Schritt besteht darin, unsere klare Haltung an der Wahlurne sichtbar zu machen. Bei dieser Abstimmung, die die Zukunft Hamburgs unmittelbar beeinflussen wird, ist die offizielle Ausübung unseres Willens unser stärkstes demokratisches Recht.

Informieren wir unser Umfeld und motivieren wir andere zur Teilnahme

Ermutigen wir Freunde, Nachbarn und Bekannte, die ähnliche Bedenken haben, aber noch unentschlossen sind oder nicht zur Wahl gehen wollen, ihre Stimme abzugeben.

Zeigen wir Solidarität mit zivilgesellschaftlichen Initiativen

In Hamburg gibt es lokale Initiativen und zivilgesellschaftliche Organisationen, die gegen die Olympiapläne kampagnisieren.

Wir können ihre Beiträge in den sozialen Medien unterstützen und dazu beitragen, ihre Stimmen einem größeren Publikum zugänglich zu machen.

Vergessen wir nicht:

Bei Entscheidungen über die Zukunft einer Stadt ist es ein völlig legitimes Bürgerrecht, zu kritisieren, wenn öffentliche Gelder statt für grundlegende Bedürfnisse wie Bildung, Gesundheit oder Infrastruktur in Mega-Projekte investiert werden.

Die Ausübung dieses Rechts an der Wahlurne ist morgen der wichtigste Schritt.

In einem demokratischen Prozess ist es unerlässlich, vor einer so weitreichenden Entscheidung für die Zukunft einer Stadt unsere Position klar, nachvollziehbar und auf rationalen Argumenten basierend darzulegen.

Weltweite Untersuchungen zeigen, dass Olympische Spiele dazu neigen, die ursprünglich geplanten Budgets deutlich zu überschreiten.

Eine Studie der Oxford University hat ergeben, dass Olympische Spiele seit 1960 durchschnittlich Kostenüberschreitungen von rund 172 Prozent aufweisen.

Projekte, die mit großen Versprechungen beginnen, verwandeln sich häufig in langfristige Schulden, die letztlich von den Steuerzahlern getragen werden müssen.

So wird beispielsweise bis heute über die Rolle der Olympischen Spiele 2004 in Athen als möglicher Auslöser der griechischen Wirtschaftskrise diskutiert.

„Weiße Elefanten“

Nach Ende der Spiele bleiben oft riesige Stadien und Anlagen zurück, die kaum genutzt werden, deren Unterhaltskosten jedoch weiterhin von den Städten getragen werden müssen – wie die Beispiele Rio de Janeiro und Peking zeigen.

In Stadtteilen, die aufgrund von Infrastrukturprojekten umgestaltet werden, steigen häufig die Mieten. Dies kann dazu führen, dass einkommensschwache Bewohner und kleine Gewerbetreibende verdrängt werden – ein Phänomen, das auch im Zusammenhang mit den Olympischen Spielen 2012 in London beobachtet wurde.

Milliardenbeträge für Sportanlagen bedeuten zugleich, dass weniger Mittel für öffentliche Dienstleistungen zur Verfügung stehen, die den Menschen unmittelbar zugutekommen, wie Bildung, Gesundheitsversorgung, bezahlbarer Wohnraum und öffentlicher Nahverkehr.

Hamburg verfügt in dieser Frage bereits über ein hohes Maß an Bewusstsein. Wie bekannt, lehnte die Hamburger Bevölkerung beim Referendum über die Bewerbung für die Olympischen Sommerspiele 2024 am 29. November 2015 die Bewerbung mit 51,6 Prozent der Stimmen ab.

Schon damals standen Kosten, Haushaltsdisziplin und die tatsächlichen Bedürfnisse der Stadt im Mittelpunkt der Bedenken.

Die vier genannten Schritte – zur Wahl gehen, das Umfeld informieren, zivilgesellschaftliche Initiativen unterstützen und digitale Sichtbarkeit schaffen – stellen einen hervorragenden Leitfaden für die aktive Wahrnehmung demokratischer Rechte dar.

Dass die Menschen einer Stadt selbst über deren Zukunft entscheiden, ist eines der schönsten Beispiele gelebter Demokratie.

Unsere Argumente mit klaren Fakten zu vertreten, zur Wahl zu gehen und dieses Bewusstsein weiterzutragen, ist ein wertvoller Ausdruck verantwortungsvoller Bürgerschaft.

Für die morgige Abstimmung wünsche ich von Herzen, dass sich unser Wille frei und unverfälscht in den Wahlurnen widerspiegelt.

Mit freundlichen Grüßen

Erol BULDAK

Hamburg, 31. Mai 2026