ENTEL Maganda..

Maganda" terimi, Türk popüler kültüründe ve sosyal yaşamında oldukça köklü, bir o kadar da tartışmalı bir kavramdır. Genellikle toplumsal nezaket kurallarını hiçe sayan, kaba, anlayışsız ve çevresine zarar verme potansiyeli olan kişiler için kullanılır.

​Türk Dil Kurumu'na göre maganda; "görgüsüz, kaba, anlayışsız ve uyumsuz kimse" demektir. Genellikle şehirleşme sürecinde büyük kentlere gelen ancak kentsel nezaket ve bir arada yaşama kurallarına uyum sağlayamayan, hoyrat davranışlar sergileyen tipleri tanımlamak için kullanılır.
​Kökeni ve Popülerleşmesi
​İlginç bir şekilde, kelimenin popülerleşmesi bir mizah dergisi olan Gırgır sayesinde olmuştur.

​Trafik Magandası ise Kuralları ihlal eden, makas atan, yol vermeyen ve trafikte şiddete başvuran kişiler.
​Şehir Magandasıda Sokak ortasında havaya ateş açan, yüksek sesle çevreyi rahatsız eden veya kamu malına zarar veren kişiler.

​Trafik, modern insanın birbirine en çok temas ettiği ama aynı zamanda en anonim kaldığı alandır.
Maganda için direksiyon başına geçmek, toplumsal kimliğinden sıyrılıp "makineleşmiş bir güç" haline gelmektir.
​Zırh Olarak Araç, maganda için sadece bir ulaşım aracı değil, kişiliğinin bir uzantısı ve dış dünyaya karşı bir savunma/saldırı mekanizmasıdır.
Cam filmleri ve yüksek sesli müzik, dış dünyayla bağı koparıp kişiyi kendi krallığında hissettirir.
​Normal sürücü için trafik bir "akış" iken, maganda için bir "engel parkuru"dur.
Makas atmak, diğer sürücüleri "figüran" yerine koyarak kendi becerisini ve üstünlüğünü kanıtlama çabasıdır.
​Basit bir yol verme eylemi, maganda zihninde "yenilgi" veya "eziklik" olarak kodlanır. Bu yüzden en küçük bir korna sesi bile fiziksel şiddete, beyzbol sopalı, bıçaklı ya da silahlı saldırılara dönüşebilir.

​Medya, magandalığı hem eleştiren hem de farkında olmadan besleyen garip bir ilişki içindedir.

​Medya, bu kişilere "maganda" ismini vererek onları toplumdan ayrıştırır. Bu, aslında bir güvenlik illüzyonudur; sanki magandalar uzaydan gelmiş bir türdür.
Oysa maganda, o toplumun içinden yetişen, "cezasızlık" kültüründen beslenen biridir.
​Bir trafik magandasının görüntüleri (araç içi kameralar veya sosyal medya paylaşımları), televizyon haberlerinde dramatik müzikler ve efektlerle verilir. Bu, izleyicide öfke uyandırsa da maganda profili çizen kişiler için bir "şöhret" kapısına dönüşebilir.
Bazı durumlarda medyanın dili (örneğin: "Asfaltın kralı dehşet saçtı"), bu kişilere karanlık bir karizma yükleyebilir. Sosyal medyada bu görüntülerin binlerce beğeni alması, magandayı "marjinal bir kahraman" gibi hissettirir.

​Türkiye'de her gün ana haber bültenlerinde "trafik magandası dehşeti" izlemek, toplumda bir duyarsızlaşmaya neden olur. İnsanlar artık bunu hayatın doğal bir parçası, kaçınılmaz bir risk olarak görmeye başlar. Bu da kolektif tepkinin zayıflamasına yol açar.

​Günümüzde magandalık fiziksel sokaklardan dijital sokaklara taşınmıştır:
​Otobanda 200 km hızla giderken canlı yayın açan bir maganda, aslında medyanın ona vermediği "onaylanma" ihtiyacını dijital kitleden alır.
Sosyal medyadaki "Helal olsun", "Yolların ustası" gibi yorumlar, magandayı bir alt kültürün lideri haline getirir.

​Sosyolojik açıdan magandalık, sadece "eğitimsizlik" ile açıklanmaz. Genellikle güç gösterisi yapma arzusu, empati yoksunluğu ve kamusal alan bilincinin gelişmemesi ile ilişkilendirilir. Bir maganda için kendi arzusu (yüksek sesle müzik dinlemek veya bir yere park etmek gibi), başkalarının hakkından daha önceliklidir.

Magandalık olgusunu daha derin bir perspektiften incelediğimizde, bunun sadece bir "nezaketsizlik" meselesi değil; sosyolojik, psikolojik ve kültürel bir kırılmanın sonucu olduğunu görürüz.

​ "Lümpenleşme" ve Çatışma
​Magandalık, genellikle hızlı kentleşme ve köyden kente göç dalgalarının bir yan ürünü olarak görülür.
​Birey, köyün geleneksel kontrol mekanizmalarından (mahalle baskısı, aile büyükleri) kopmuş, ancak kentin sivil toplum ve hukuk temelli nezaket kurallarını da içselleştirememiştir. Bu "ara bölge" magandayı doğurur.
Sosyologlar bunu "lümpenlik" ile ilişkilendirir. Ne işçi sınıfının dayanışmasına ne de burjuvazinin görgüsüne sahip olan, kendi kuralsızlığını bir "özgürlük" sanan bir kitle ortaya çıkar.

​Maganda davranışlarının temelinde genellikle derin bir aşağılık kompleksi ve buna bağlı gelişen bir üstünlük kurma çabası yatar.
​Egzoz bağırtmak,
yüksek sesle konuşmak veya havaya ateş açmak; "Ben buradayım, beni fark edin ve benden çekinin" demenin ilkel bir yoludur. Kamusal alanı taciz ederek o alanın "hakimi" olduğunu hissetmeye çalışır. Başkasının rahatsızlığını hissedememe (veya bunu önemsememe) durumu, narsisistik bir kişilik yapısına işaret eder.
​Erkeklik ve "Maçoluk" Paradoksu
​Türkiye özelinde magandalık, genellikle toksik maskülenlik (zehirli erkeklik) ile el ele yürür.
​Kibarlık; "zayıflık" veya "hanım evlatlığı" olarak kodlandığı için, maganda kişi kaba saba olmayı bir "delikanlılık" göstergesi olarak sunar.
Okumuşluğa, sanata ve ince zevklere karşı duyulan hınç, "halkın adamı olma" kılıfı altında kabalığın kutsanmasına neden olur.

​Hukukun boşluk bıraktığı yerde maganda, kendi "orman kanunlarını" yürürlüğe koyar.
​Maganda vs. Zonta vs. Kıro
​Bu kavramlar genellikle birbirinin yerine kullanılsa da aralarında ince farklar vardır:
​Kıro: Daha çok köylü kökenli olup şehir hayatına uyum sağlayamamış, rüküş ama bazen daha zararsız bir tipi temsil eder.
​Zonta: Daha hantal, daha kaba ve estetikten tamamen yoksun bir tipi tanımlar.
​Maganda: Bunlar arasında en saldırgan olanıdır. İçinde şiddet potansiyeli ve başkasının hakkına tecavüz barındırır.
​Sonuç olarak: Magandalık bir "sınıf" meselesi değil, bir zihniyet meselesidir. Çok zengin bir iş adamı son model arabasıyla trafik magandası olabilirken, dar gelirli bir vatandaş nezaketiyle bu tanımın tamamen dışında kalabilir.

Son yıllarda aşırı göç alan Almanya'da ya da, Hamburg'da yaşamın her alanında bu tür durumları, sokakta, trafikte, alışveriş merkezlerinde, iş yerlerinde, Lokanta ve Restorant'larda, eğlence merkezlerinde yaşanan kavga, gürültü, çatışma, cinayet ve tacizleri gözlemlemekteyiz.

Bu vesile ile 10 Ocak olarak anılan ve kutlanan Tüm basın emekçilerinin ve çalışanlarının gününü kutluyorum.

Saygılarımla

Erol BULDAK
10 Ocak 2025 Hamburg