Turnuvanın daha ilk günlerinden itibaren sporcuları, hakemleri ve taraftarları çileden çıkaran başlıca olumsuzlukları şu şekilde özetleyebiliriz:
Turnuvanın en büyük gölgesi, ABD gümrüklerinde ve vize süreçlerinde yaşandı. Özellikle Asya ve Afrika ülkelerine yönelik uygulamalar büyük tepki çekti.
Afrika’da yılın hakemi seçilen ve kupa tarihinin ilk Somalili hakemi olmaya hazırlanan Omar Abdulkadir ARTAN , davetli olmasına rağmen Miami Havalimanı'ndan geri çevrilerek sınır dışı edildi.
Irak milli takımının resmi fotoğrafçısının da ülkeye girişine sebepsiz yere izin verilmedi.
Irak’ın yıldızı Ayman HÜSEYİN Chicago Havalimanı’nda 7 saat boyunca alıkonup telefonu incelenirken, Belçikalı dünya yıldızı Kevin De BRUYNE bile detaylı ek güvenlik kontrollerine tabi tutuldu.
Senegal ve tarihlerinde ilk kez kupaya katılan Özbekistan milli takımlarının havalimanında uçaktan iner inmez köpeklerle aranması sosyal medyada infial yarattı.
Siyasi gerilimler ve vize engelleri nedeniyle kamp yerini Arizona'dan Meksika’ya taşımak zorunda kalan İran kafilesinde 13 kişiye vize verilmedi.
Takım, maçlar için ABD topraklarına girip hemen ardından Meksika'ya dönmek zorunda kalıyor.
Kuzey Amerika yazının getirdiği ekstrem hava koşulları hem sporcu sağlığını hem de maç takvimini tehdit Ediyor.
Kulüpler Dünya Kupası'ndaki bazı maçların yıldırım sebebiyle 4 saatten fazla sürmesi, turnuva boyunca uzun süreli gecikmelerin yaşanabileceğini gösteriyor.
Takımların konaklama ve antrenman merkezlerinden gelen şikayetler organizasyonun sınıfta kaldığını gösteriyor..
San Diego'da kamp kuran İsviçre Milli Takımı'nın tesisini zehirli çıngıraklı yılanlar bastı. Kamp haritasında bazı bölgeler kırmızı alarma geçirilerek "Yılan Bölgesi" ilan edildi.
Futbolseverler için turnuvanın en büyük hayal kırıklığı fahiş bilet fiyatları oldu. Tribünlerin gerçek futbol tutkunlarından ziyade sadece yüksek biletleri ödeyebilen kitlelere kalması eleştirilirken, FIFA Başkanı Gianni INFANTİNO’NUN "Biletler ucuz olsaydı karaborsa olurdu, paranın karaborsacılara gitmesini engelledik" şeklindeki savunması tepkileri daha da artırdı.
2026 Dünya Kupası, genişletilmiş formatıyla bir futbol şöleni sunmayı vadederken; bürokrasi,
katı göçmen politikaları, güvenlik açıkları ve iklim krizinin gölgesinde, turnuva tarihinin en sancılı başlangıçlarından birine sahne oluyor.
2026 Dünya Kupası, futbol tarihinin en büyük organizasyonu olma iddiasıyla başlasa da, ev sahibi ABD’nin küresel ölçekteki askeri hamleleri, tırmanan savaşlar ve TRUMP yönetiminin katı "Amerikan hegemonyası" politikaları nedeniyle turnuva spor dışı çok ciddi krizlerin gölgesinde açılış yaptı.
ABD-İsrail Ortaklığındaki İran Savaşı ve "Boykot" Çağrıları
Turnuvanın başlamasından hemen önce ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı askeri operasyonlar, kupaya dair en büyük etik ve siyasi tartışmayı doğurdu.
Geçmiş turnuvalarda (örneğin Katar 2022) insan hakları gerekçesiyle Batılı devletlerden yükselen boykot sesleri, ABD’nin doğrudan taraf olduğu ve BM onayı bulunmayan askeri operasyonlara rağmen bu kez sessizliğe büründü. Uluslararası kamuoyunda İngiltere gibi müttefiklerin bu duruma göz yumması "büyük bir ikiyüzlülük ve Amerikan hegemonyasının spora tahakkümü" olarak yorumlanıyor.
Savaşın hemen başında sivil hedeflerin ve okulların vurulması, turnuvayı küresel ölçekte "kanlı bir savaşın gölgesinde yapılan eğlence" konumuna düşürdü.
Batı medyasının Katar’a gösterdiği sert tepkiyi ABD’nin askeri agresyonuna karşı göstermemesi, FIFA üzerindeki Amerikan baskısını net şekilde ortaya koydu.
ABD toprağında doğrudan savaş halinde olduğu bir ülkenin (İran) takımıyla turnuva düzenlemek, spor tarihinin en gerilimli diplomatik krizlerinden birine yol açtı.
Güvenlik endişeleri ve siyasi baskılar nedeniyle İran Milli Takımı kamp yerini ABD'den Meksika’ya taşımak zorunda kaldı.
ABD makamları, İranlı futbolcuların ve teknik heyetin güvenlik gerekçesiyle turnuva boyunca ABD'de konaklamasını yasakladı.
Bu durum, turnuvada ciddi bir sportif adaletsizlik doğuruyor.
Ayrıca İran teknik ekibindeki birçok isme vize verilmedi.
TRUMP yönetiminin uygulamaya koyduğu ve 39 ülkeyi kapsayan katı seyahat yasakları (Travel Ban) ile 75 ülkeye yönelik göçmen vizesi kısıtlamaları, kupanın "küresellik" ilkesine darbe vurdu:
Turnuvaya katılmaya hak kazanan Haiti ve İran vatandaşlarına tamamen, Senegal ve Fildişi Sahili gibi ülkelere ise kısmi giriş yasakları uygulanıyor.
Bu ülkelerin taraftarları, takımlarını tribünden desteklemek için ABD'ye giriş yapamıyor.
FIFA’nın "Futbol dünyayı birleştirir" mottosu, Washington’ın sınır politikalarıyla tamamen çiğnenmiş durumda.
FIFA ve ABD yönetimi, turnuvaya katılacak sporcu ve heyetlerin seyahat yasağından muaf tutulacağını açıklasa da pratikte bu kural tam olarak işlemedi.
Hakemler ve fotoğrafçılar havalimanlarından geri çevrilirken, Iraklı yıldız Aymen HUSSEIN gibi Orta Doğulu futbolcular saatlerce sorguya çekildi.
Orta Doğu’daki savaş ortamı, tribünlerin de en büyük siyasi cephesi haline geldi. ABD Başkanı Donald TRUMP , FIFA Başkanı Gianni INFANTİNO ile yaptığı basın toplantısında stadyumlarda "makul çerçevede" Filistin’e destek protestolarına izin verileceğini duyurdu.
Ancak bu açıklama, turnuva güvenliğini sağlayan polis ve FBI ekiplerinin tribünlerdeki olası "İsrail'e Kırmızı Kart" ve benzeri kitlesel savaş karşıtı protestolara karşı teyakkuzda olduğu gerçeğini değiştirmiyor.
Türkiye, 2026 Dünya Kupası elemelerini, play-off aşamasında Romanya'yı eleyerek başarıyla geçti ve 24 yıl aradan sonra nihayet dünya futbolunun en büyük sahnesine geri döndü.
Ancak turnuvanın genelindeki o kaos, lojistik sıkıntılar ve siyasi gerilimler, Vincenzo MONTELLA yönetimindeki A Milli Takımımızı da doğrudan etkiliyor.
Turnuva öncesi hazırlık kampını ABD’nin Arizona eyaletinde geçiren milli takımımız, organizasyonun dağınık coğrafi yapısının kurbanlarından biri oldu.
Türkiye, kupadaki ilk maçlarını oynamak üzere Arizona'daki kamptan ayrılarak Kanada'nın Vancouver şehrine uçtu. Turnuva başlamadan binlerce kilometre yol yapmak zorunda kalan takım, ardından tekrar ABD'ye (California) dönecek. Bu yoğun seyahat trafiği oyuncuların fiziksel kondisyonunu zorluyor.
Arizona’nın kuru ve aşırı sıcağından sonra, maçların oynanacağı Vancouver (Kanada) ve California (Santa Clara/Inglewood) hatlarındaki farklı mikro-klimalar takımın en büyük sınavı olacak.
Özellikle ABD'deki yüksek nem ve aşırı sıcaklık dalgası, Avrupa liglerinden yorgun dönen Arda GÜLER , Hakan ÇALHANOĞLU , Kenan YILDIZ ve Barış Alper YILMAZ gibi yıldızların maç içi enerjilerini korumasını zorlaştırabilir.
Türkiye, turnuvada D Grubu'nda yer alıyor.
Grubun en büyük handikapı ve gerilimi, turnuvanın ana ev sahibi ve şu an küresel siyasetin merkezindeki ABD ile aynı grupta olmamız.
Grubun son maçında ABD ile Los Angeles’ta karşılaşacağız.
Turnuvadaki "Amerikan hegemonyası" ve saha dışı siyasi atmosfer düşünüldüğünde, ev sahibine karşı deplasmanda oynamak hem psikolojik hem de tribün baskısı açısından oldukça sert geçecek.
Bu vesile ile genç ve dinamik olan Türk Milli takımımızın, ülkemizi Dünya kupası maçlarnda en iyi şekilde temsil edecekleri temennilerimle başarılar diliyorum.
Saygılarımla
Erol BULDAK
12 Haziran 2026 Hamburg